Adetlerin tamamen kesilmesi, son adet kanamasının üzerinden kesintisiz on iki ay geçmesiyle kabul edilir ve bu nokta menopoz olarak adlandırılır. Yani menopoz tek bir günde yaşanan ani bir olay değil, geriye dönük olarak tanınan bir dönüm noktasıdır. Türkiye'de bu geçiş çoğunlukla kırk beş ile elli beş yaşları arasında tamamlanmaktadır. Kesilme öncesinde adetler bir süre düzensizleşir, aralıklar uzayıp kısalabilir ve kanama miktarı değişebilir.
Bu yazıda adetlerin ne zaman ve nasıl kesildiğini, geçiş döneminde karşılaşabileceğiniz değişiklikleri ve hangi durumların değerlendirme gerektirdiğini sade bir dille bulacaksınız. Süreç her kadında farklı seyredebilir; bazı kadınlarda birkaç ay içinde tamamlanırken bazılarında birkaç yıla yayılabilir. Kendi durumunuzu yorumlarken bu değişkenliği göz önünde bulundurmanız ve tereddüt ettiğiniz noktalarda bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmanız önerilmektedir.
Adetlerin Tamamen Kesilmesi Hangi Yaşta Beklenir?
Adetlerin tamamen kesilmesi çoğu kadında kırk beş ile elli beş yaş aralığında, ortalama olarak elli yaş civarında beklenir. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Menopoz Derneği verilerinde ortalama menopoz yaşı genellikle kırk dokuz ile elli iki arasında bildirilmektedir. Türkiye'de yapılan çalışmalarda da benzer bir tablo görülmektedir.
Kırk yaşından önce adetlerin tamamen kesilmesi ise farklı bir başlık altında ele alınır ve erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılır. Kırk ile kırk beş yaş arasındaki kesilme ise erken menopoz kapsamında değerlendirilir. Bu iki durumda kemik sağlığı ve kalp damar sağlığı açısından uzun vadeli izlem önerilmektedir. Bu yüzden kırk beş yaşından önce adetleriniz düzensizleşir ya da tamamen durursa, durumu kendiliğinden çözülecek bir değişiklik olarak görmemeniz uygun olur.
Menopoz yaşını etkileyen birçok etken bulunur. Ailede annenin ve kız kardeşlerin menopoza girdiği yaş size fikir verebilir. Sigara kullanımı, menopozun ortalama bir ila iki yıl daha erken yaşanmasıyla ilişkili gösterilmiştir. Yumurtalıkların alındığı ameliyatlar, bazı kemoterapi ilaçları ve pelvik bölgeye uygulanan ışın tedavileri de süreci öne çekebilir. Her kadında farklı seyredebileceği için tek bir yaş beklentisi belirlemek doğru olmaz.
Adet Kesilmeden Önce Hangi Değişiklikler Yaşanır?
Adet kesilmeden önce en sık görülen değişiklik, adet döngüsünün düzeninin bozulması ve kanama özelliklerinin farklılaşmasıdır. Bu geçiş dönemine perimenopoz adı verilir ve ortalama dört ila sekiz yıl sürebilmektedir. İlk aşamada döngü uzunluğunda yedi gün ya da daha fazla fark oluşmaya başlar. Örneğin yirmi sekiz günde bir adet gören bir kadında döngü kimi ay yirmi üç, kimi ay otuz beş güne kayabilir. Bu dalgalanma, yumurtlamanın her ay düzenli gerçekleşmemesiyle ilişkilidir.
Kanama miktarı da değişebilir. Bazı aylarda kanama alışılandan az ve kısa sürerken bazı aylarda daha yoğun olabilir. Adet öncesi gerginlik, göğüslerde hassasiyet ve şişkinlik hissi artabilir. Bunlara vazomotor belirtiler (sıcak basması ve gece terlemesi) eşlik edebilir. Uyku bölünmeleri, ruh halinde dalgalanma, dikkat dağınıklığı ve eklem ağrıları da bu dönemde bildirilen yakınmalar arasındadır.
STRAW+10 olarak bilinen uluslararası sınıflandırma, bu geçişi erken ve geç evre olarak ikiye ayırır. Geç evrede adet aralıkları altmış günü aşmaya başlar ve kesilmenin yaklaştığı kabul edilir. Bu evrelemeyi bilmeniz, yaşadığınız değişiklikleri hastalık gibi algılamanızı önleyebilir. Sık yapılan bir yanlış, her düzensizliği hormonal bir soruna bağlamaktır; oysa tiroit hastalıkları ve yoğun stres de benzer tabloya yol açabilir. Yakınmalarınız günlük yaşamınızı zorlaştırıyorsa hekiminize danışınız.
Adet Aralıkları Neden Uzayıp Kısalır?
Adet aralıklarının bir ay kısalıp diğer ay uzamasının nedeni, yumurtalık rezervinin azalmasıyla birlikte hormon salınımının düzensizleşmesidir. Yumurtalıklardaki folikül sayısı azaldıkça beyin, yumurtalıkları uyarmak için daha fazla uyarıcı hormon salgılar. Bu artan uyarı bazı aylarda yumurtlamayı beklenenden erken tetikleyebilir ve döngü kısalır. Başka aylarda ise yumurtlama hiç gerçekleşmez ve rahim iç tabakası zamanında dökülmediği için adet gecikir.
Bu iki durumun dönüşümlü yaşanması, dışarıdan bakıldığında düzensiz bir tablo oluşturur. Ostrojen düzeyi bu dönemde tek yönlü azalmaz; belirgin iniş çıkışlar gösterir. Bu dalgalanma hem kanama miktarındaki farklılıkları hem de göğüs hassasiyeti gibi yakınmaları açıklamaktadır. Dolayısıyla düzensizlik, hormonların tükenmesinden çok dengesizleşmesinin sonucu olarak değerlendirilir.
Hormon dışı etkenler de aralıkları etkileyebilir. Yoğun stres, ağır uyku düzensizliği, kısa sürede verilen ya da alınan belirgin kilo, aşırı egzersiz ve tiroit bezinin az veya fazla çalışması adet düzenini bozabilir. Bu nedenle kırk yaş sonrası her düzensizliği doğrudan menopoz geçişine bağlamak yerine, uzun süren tablolarda basit kan tetkikleriyle değerlendirme yapılması önerilmektedir. Kendi döngünüzü bir takvime not etmeniz, hekiminizin tabloyu daha hızlı yorumlamasını sağlayabilir.
Adetlerin Kesildiği Nasıl Doğrulanır?
Adetlerin kesildiği, başka bir neden bulunmaksızın on iki ay boyunca hiç kanama görülmemesiyle doğrulanır ve bu tanı öncelikle klinik değerlendirmeye dayanır. Yani tek başına bir kan tahlili sonucu menopozu ilan etmez. NAMS ve IMS kılavuzları, kırk beş yaş üstündeki kadınlarda tipik yakınmalar ve uyumlu adet öyküsü varsa rutin hormon ölçümünü genellikle gerekli görmemektedir.
Yine de bazı durumlarda laboratuvar incelemesi yapılabilir. Kırk yaş altındaki kadınlarda, rahim alınmış olduğu için adet takibi mümkün olmayanlarda ya da hormonal doğum kontrol yöntemi kullananlarda tablo belirsiz kalabilir. Bu koşullarda folikül uyarıcı hormon düzeyi belirli aralıklarla iki kez ölçülebilir; tiroit işlevi ve gebelik olasılığı da değerlendirilir. Tek bir ölçümün yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır, çünkü değerler geçiş döneminde aynı ay içinde bile değişebilir.
Doğrulama sürecinde en pratik araç sizin tuttuğunuz kayıttır. Kanamanın başladığı ve bittiği günleri, miktarını ve eşlik eden yakınmaları basit bir defterde ya da telefon takviminde işaretlemeniz yeterli olur. On iki aylık süre içinde tek bir kanama olsa bile bu sayaç yeniden başlar. Değerlendirmenizi bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla birlikte yapmanız daha güvenli olacaktır.
Ara Ara Gelen Kanamalar Ne Anlama Gelir?
Geçiş döneminde ara ara gelen lekelenme ya da kısa kanamalar çoğunlukla yumurtlamanın düzensizleşmesine bağlı hormonal dalgalanmayı gösterir. Yumurtlama olmadığında rahim iç tabakası kalınlaşmaya devam eder ve zaman zaman düzensiz biçimde dökülür. Bu da beklenmedik günlerde lekelenmeye yol açabilir.
Bununla birlikte her ara kanama aynı anlamı taşımaz. Rahim içi polipler, miyomlar, rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması, enfeksiyonlar ve rahim ağzı kaynaklı sorunlar da benzer belirti verebilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı ve hormon içeren bazı ilaçlar da lekelenmeye neden olabilir. Bu nedenle kanamanın sıklığı, süresi ve hangi durumlarla birlikte ortaya çıktığı önem taşır. Cinsel ilişki sonrası görülen kanamalar ayrı bir başlık olarak değerlendirilir.
Değerlendirmenin sınırı en net biçimde menopoz sonrasında çizilir. Adetler on iki ay kesildikten sonra ortaya çıkan herhangi bir kanama, miktarı ne kadar az olursa olsun normal kabul edilmez ve gecikmeden incelenmelidir. Bu yaklaşımın nedeni, seyrek de olsa rahim iç tabakası kaynaklı ciddi hastalıkların erken belirtisi olabilmesidir. Böyle bir kanama yaşarsanız beklemeden hekiminize başvurmanız önerilmektedir. Erken değerlendirme çoğu durumda basit bir muayene ve ultrason incelemesiyle sonuçlanmaktadır.
Adet Kesilmesi Gecikirse Ne Yapılır?
Elli beş yaşından sonra adetlerin hâlâ devam etmesi geç menopoz olarak değerlendirilir ve bu durumda düzenli jinekolojik izlem önerilmektedir. Kadınların küçük bir bölümünde adetler bu yaştan sonra da sürebilir. Bu tek başına bir hastalık anlamına gelmez; ancak uzun süreli ostrojen etkisi nedeniyle rahim iç tabakasının ve meme dokusunun izlenmesi gerekli görülür.
Bu değerlendirmede öncelikle kanamanın gerçekten adet düzeninde olup olmadığı incelenir. Düzenli aralıklarla gelen, süresi ve miktarı alışıldık olan kanamalar ile düzensiz ve yoğun kanamalar farklı anlam taşır. Muayene, rahim ağzı taraması, ultrason ile rahim iç tabakası kalınlığının ölçümü ve gerekirse doku örneklemesi yapılabilir. Ayrıca tiroit işlevi ve kansızlık açısından kan tetkikleri istenebilir.
Sık karşılaşılan bir yanlış, adetleri bir an önce sonlandırmak amacıyla kendi başına bitkisel karışımlara ya da başkasının kullandığı ilaçlara yönelmektir. Menopozu hızlandırmak tıbbi bir hedef değildir ve bu yönde kanıta dayalı bir yaklaşım bulunmamaktadır. Bitkisel ürünlerin bir kısmı kanama düzenini etkileyerek tabloyu daha da karmaşık hale getirebilir. Kullandığınız tüm takviyeleri hekiminize bildirmeniz uygun olur. Her kadında süreç farklı seyredebileceği için karar bireysel olarak verilmelidir.
Adet Kesildikten Sonra Nelere Dikkat Edilir?
Adetler kesildikten sonra öncelikli konu, ostrojenin azalmasıyla ilişkili uzun vadeli sağlık başlıklarının düzenli olarak izlenmesidir. Bu dönemde kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riski yaşla birlikte artmaktadır. Ayrıca vajinal kuruluk, idrar yolu yakınmaları ve cinsel yaşamda zorlanma görülebilir.
Günlük yaşamda uygulayabileceğiniz birkaç başlık öne çıkar. Kemik sağlığı için yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı ile yürüyüş gibi ağırlık taşıyan hareketler önerilmektedir. Haftada en az yüz elli dakika orta şiddette fiziksel etkinlik hedeflenebilir. Sigaranın bırakılması, tuz ve şeker tüketiminin azaltılması, uyku düzeninin korunması da katkı sağlar.
- Kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin düzenli aralıklarla ölçülmesi
- Meme muayenesi ve mamografi takibinin aksatılmaması
- Rahim ağzı kanseri taramasının hekim önerisine göre sürdürülmesi
- Kemik yoğunluğu ölçümünün risk durumuna göre planlanması
- Yeni ortaya çıkan kanama, ağrı ya da akıntının hekime bildirilmesi
Menopoz sonrası dönemde yaşam süresinin üçte birine yakın bir bölüm geçirilmektedir. Bu nedenle izlem, yalnızca yakınma olduğunda başvurulan bir süreç olarak düşünülmemelidir. Hormon tedavisi de dahil olmak üzere tüm seçenekler kişinin yaşı, yakınmaları ve hastalık geçmişi dikkate alınarak değerlendirilir. Karar tek bir kalıba göre değil size özel olarak verilir; bu nedenle seçenekleri hekiminizle ayrıntılı biçimde konuşmanız önerilmektedir.
Kanama Düzeninde Ne Zaman Hekime Başvurmalı?
Kanama düzeninde hekime başvurmayı gerektiren en net durum, adetler on iki ay kesildikten sonra yeniden kanama görülmesidir ve bu durum lekelenme biçiminde bile olsa değerlendirilmelidir. Bu kural yaşa ve genel sağlık durumuna bakılmaksızın geçerlidir. Çoğu durumda sonuç iyi huylu bir nedenle açıklanır; ancak bunu yalnızca muayene ve inceleme ortaya koyabilir.
Geçiş döneminde de bazı belirtiler beklemeden değerlendirme gerektirir. Bir saatte pedin ya da tamponun tamamen dolması, iri pıhtıların gelmesi, yedi günden uzun süren kanama, yirmi bir günden sık tekrarlayan adetler ve cinsel ilişki sonrası kanama bu başlıklar arasındadır. Buna baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ya da belirgin halsizlik eklenmişse kansızlık gelişmiş olabilir. Kırk yaş altındaki kadınlarda adetlerin dört aydan uzun süre durması da incelenmelidir.
Başvuru öncesinde yapacağınız birkaç hazırlık işinizi kolaylaştırır. Son bir yıla ait kanama takviminizi, kullandığınız ilaç ve takviyelerin listesini, geçmiş ameliyat ve doğum bilgilerinizi yanınıza almanız yararlı olur. Ailede meme, rahim ve yumurtalık kanseri öyküsü varsa bunu belirtmeniz değerlendirmeyi yönlendirir. Belirtileriniz hafif görünse bile günlük yaşamınızı etkiliyorsa paylaşmaktan çekinmeyiniz. Süreç her kadında farklı seyredebileceği için yorumu bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına bırakmanız en doğru yaklaşım olacaktır.