Menopoz döneminde hormon tedavisi düşünen kadınların en sık sorduğu sorulardan biri, bu tedavinin damar içinde pıhtı oluşma ihtimalini yükseltip yükseltmediğidir. Kısa yanıt şudur: ağız yoluyla alınan hormon tedavisi, toplardamar pıhtısı riskini bir miktar artırabilir. Ancak bu artış çoğu sağlıklı kadında küçük bir sayıya karşılık gelir ve kullanılan ilacın veriliş yolu bu tabloyu belirgin biçimde değiştirebilir. Riskin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterir.
Bu nedenle karar, tek bir başlığa bakılarak değil; yaşınız, kilonuz, ailenizdeki pıhtı öyküsü, sigara kullanımınız ve mevcut hastalıklarınız birlikte değerlendirilerek verilir. Uluslararası kılavuzlar da bu bireysel değerlendirmeyi öne çıkarır. Aşağıdaki başlıklarda pıhtılaşma sisteminin hormonlardan nasıl etkilendiğini, hangi durumlarda dikkatin artması gerektiğini ve hangi belirtilerde vakit kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiğini sade bir dille bulacaksınız.
Pıhtılaşma Sistemi Hormonlardan Nasıl Etkilenir?
Östrojen, karaciğerde üretilen pıhtılaşma proteinlerinin dengesini değiştirerek kanın pıhtılaşmaya daha yatkın hale gelmesine yol açabilir. Vücudumuzda kanamayı durduran proteinlerle pıhtıyı eriten proteinler sürekli bir denge içinde çalışır. Ağızdan alınan östrojen önce mideden emilir ve doğrudan karaciğere uğrar. Bu geçiş sırasında karaciğer, pıhtılaşmayı kolaylaştıran bazı maddeleri daha fazla üretebilir.
Bu etki tıp dilinde "ilk geçiş etkisi" olarak adlandırılır ve konuyu anlamanın anahtarıdır. Deri yoluyla, yani bant ya da jel biçiminde uygulanan östrojen ise doğrudan kana karışır ve karaciğere bu yoğunlukta uğramaz. Dolayısıyla pıhtılaşma proteinleri üzerindeki etkisi daha sınırlı kalır. Aynı etken madde, veriliş yolu değiştiğinde bedende farklı bir iz bırakabilir. Bu ayrım kılavuzlarda özellikle vurgulanmaktadır.
Tedavide kullanılan progesteron benzeri maddelerin türü de tabloyu etkileyebilir. Bazı sentetik türevlerin pıhtılaşma üzerindeki etkisinin, doğal yapıya yakın olanlara göre biraz daha belirgin olabileceği gösterilmiştir. Ayrıca kişinin damar yapısı, hareketliliği ve kalıtsal özellikleri de bu dengeyi belirler. Bu nedenle aynı ilacı kullanan iki kadında sonuç aynı olmayabilir; her kadında farklı seyredebilir. Tedavi seçiminizi hekiminizle birlikte gözden geçiriniz.
Risk Artışı Hangi Düzeyde Bildiriliyor?
Sağlıklı, orta yaşlı kadınlarda ağızdan hormon tedavisiyle toplardamar pıhtısı görülme ihtimalinin yaklaşık iki katına çıkabildiği bildirilmektedir. Bu ifade ilk duyulduğunda ürkütücü gelebilir. Oysa başlangıçtaki ihtimal zaten oldukça düşüktür. Menopoz yaşlarındaki kadınlarda bacak toplardamarında pıhtı görülme sıklığı, tedavi almayanlarda binde birin altında bir düzeyde kalır.
Sayıyı günlük dile çevirmek gerekirse şöyle söylenebilir: bu tedaviyi kullanan çok sayıda kadından yalnızca birkaçında böyle bir olay beklenir. Yani oran katlansa bile mutlak sayı küçük kalır. Cochrane derlemeleri ve büyük gözlemsel çalışmalar bu tabloyu benzer biçimde ortaya koymuştur. Risk en çok tedavinin ilk yılında belirginleşir, sonrasında azalma eğilimi gösterir. Bu bilgi, ilk aylarda dikkatli olmanın neden önemli olduğunu açıklar.
NAMS ve IMS gibi kuruluşlar, altmış yaşın altında ve menopoza girdikten sonraki ilk on yıl içinde tedaviye başlayan sağlıklı kadınlarda genel yarar-zarar dengesinin olumlu olduğunu belirtmektedir. Yaş ilerledikçe ve ek hastalıklar eklendikçe denge değişebilir. Sık yapılan bir yanlış, bir arkadaşta yaşanan olumsuz deneyimi kendine uyarlamaktır. Sizin riskiniz ancak size ait bilgilerle hesaplanabilir; bunun için bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurunuz.
Deri Yoluyla Kullanım Riski Değiştirir mi?
Deri yoluyla uygulanan östrojenin toplardamar pıhtısı riskini belirgin biçimde artırmadığı, çok sayıda çalışmada gösterilmiştir. Bant, jel ya da sprey biçimindeki bu uygulamalar östrojeni doğrudan deri altındaki damarlara verir. İlaç karaciğerden yoğun biçimde geçmediği için pıhtılaşma proteinleri üzerindeki etkisi sınırlı kalır. Bu nedenle risk açısından daha güvenli bir seçenek olarak değerlendirilir.
Uygulamada bant genellikle karın alt bölgesine ya da kalça üstüne yapıştırılır ve belirli aralıklarla yeri değiştirilir. Jel formu ise kol ya da uyluk gibi geniş bir alana ince tabaka halinde sürülür. Sürdükten sonra bölgenin kuruması beklenir, hemen üzerine giysi giyilmez. Yaz aylarında terleme yapıştırıcıyı gevşetebilir; böyle durumlarda bandın kenarlarını kontrol etmek yararlı olur. Bu küçük ayrıntılar emilimin düzenli kalmasına yardımcı olabilir.
Kilolu kadınlarda, sigara içenlerde, ailesinde pıhtı öyküsü bulunanlarda ve varis şikâyeti olanlarda deri yolu çoğunlukla öncelikli seçenek olarak değerlendirilir. Ancak deri yolunun her koşulda risksiz olduğu düşünülmemelidir; geçmişinde pıhtı öyküsü olan kadınlarda karar yine ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir. Bazı kadınlarda deride kızarıklık ya da kaşıntı görülebilir. Hangi yolun size uygun olduğunu hekiminize danışınız.
Kimlerde Risk Daha Yüksek Kabul Edilir?
Daha önce pıhtı geçirmiş, kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu taşıyan, ileri derecede kilolu ve hareketsiz yaşayan kadınlarda risk daha yüksek kabul edilir. Bu başlıklar bir arada bulunduğunda etki toplanarak artabilir. Örneğin hem kilo fazlalığı hem de ailede genç yaşta pıhtı öyküsü olan bir kadında yaklaşım, hiçbir ek etkeni olmayan bir kadınla aynı olmaz.
Yaş da tek başına belirleyici bir etkendir. Altmış yaşından sonra damar duvarındaki değişiklikler ve hareket azlığı, pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilir. Sigara kullanımı damar iç yüzeyini zedeleyerek aynı yönde etki gösterir. Yakın zamanda geçirilmiş büyük bir ameliyat, uzun süre yatakta kalmayı gerektiren bir hastalık ya da alçı uygulanması da geçici olarak riski yükseltebilir. Aktif kanser tedavisi gören kadınlarda tablo ayrıca değerlendirilir.
Türkiye'de kadınların önemli bir bölümünde menopoz döneminde kilo artışı ve hareket azalması birlikte görülmektedir. Bu iki durum, riski sessizce yükselten etkenlerdir ve çoğu zaman fark edilmez. Haftada birkaç gün tempolu yürüyüş, oturarak geçen süreyi bölmek ve kilo dengesini korumak bu açıdan yararlı olabilir. Yine de her kadında tablo farklı seyredebilir; risk sınıflandırmanızı hekiminizle birlikte yapınız.
Bacakta Şişlik ve Ağrı Neyi Düşündürür?
Tek bacakta ortaya çıkan şişlik, ağrı, ısı artışı ve kızarıklık, derin toplardamar pıhtısını (bacak damarında pıhtı oluşumu) akla getiren en tipik belirtilerdir. Bu tabloda şikâyet genellikle tek taraflıdır ve bu ayrıntı önemlidir. İki bacakta birden görülen simetrik şişlik daha çok kalp, böbrek ya da dolaşımla ilgili başka nedenlere bağlı olabilir.
Ağrı çoğunlukla baldır bölgesinde hissedilir ve yürürken belirginleşebilir. Bacağa dokunulduğunda o bölgenin diğer bacağa göre daha sıcak olduğu fark edilebilir. Deride mor ya da kırmızıya çalan bir renk değişikliği görülebilir. Bazı kadınlarda şişlik önce ayak bileğinde başlar ve gün içinde artar. Şikâyetler gece dinlenmekle tamamen geçmiyorsa bu durum dikkatle karşılanmalıdır.
Sık yapılan bir yanlış, bu belirtileri kas tutulması ya da varise bağlayıp beklemektir. Oysa bacaktaki pıhtı yerinden koparak akciğere ulaşabilir ve daha ciddi bir tabloya yol açabilir. Bu nedenle şüphe durumunda bacağı ovmak, masaj yapmak ya da sıcak uygulamak doğru değildir. Belirtiler ortaya çıktığında bacağı zorlamadan en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurunuz ve kullandığınız ilaçları belirtiniz.
Uzun Yolculuklarda Nelere Dikkat Edilmeli?
Dört saatten uzun süren yolculuklarda hareketsiz kalmak bacak dolaşımını yavaşlatarak pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilir. Uçakta, otobüste ya da uzun araba yolculuklarında bacaklar uzun süre aynı pozisyonda kalır. Diz arkasındaki damarlara baskı uygulanır ve kanın kalbe dönüşü zorlaşır. Hormon tedavisi kullanan kadınlarda bu etki biraz daha belirgin olabilir.
Yolculuk sırasında uygulanabilecek basit önlemler vardır ve bunlar bir arada işe yarar:
- Her bir iki saatte bir ayağa kalkıp koridorda kısa süre yürümek
- Otururken ayak bileklerini saat yönünde ve tersine çevirmek, parmak ucuna basıp indirmek
- Gün boyunca yeterli su içmek ve idrar söktürücü etkisi olan içeceklerden kaçınmak
- Bacakları sıkan dar giysiler yerine rahat kesimli kıyafetler tercih etmek
- Riskli kabul edilen kadınlarda hekim önerisiyle basınçlı çorap kullanmak
Uzun yolculuk öncesinde tedavinizi kendi kararınızla kesmeniz önerilmez; böyle bir değişiklik gerekiyorsa bunu hekiminizle konuşmanız gerekir. Yolculuk sonrasındaki günlerde bacaklarınızda tek taraflı şişlik ya da ağrı fark ederseniz bunu önemsemeniz beklenir. Bu önlemler herkes için aynı düzeyde koruma sağlamayabilir; ihtiyacınız kişisel risk durumunuza göre değerlendirilir.
Ameliyat Öncesi Tedavi Nasıl Planlanır?
Uzun süreli hareketsizlik gerektiren büyük ameliyatlar öncesinde ağızdan hormon tedavisinin geçici olarak kesilmesi değerlendirilebilir. Ameliyatın kendisi zaten pıhtılaşmayı artıran bir durumdur. Buna hormon tedavisinin etkisi eklendiğinde risk daha da yükselebilir. Bu nedenle planlı ameliyatlarda tedavi kararı önceden gözden geçirilir ve ameliyatı yapacak ekiple birlikte konuşulur.
Kılavuzlarda genellikle ameliyattan birkaç hafta önce ağızdan alınan tedavinin durdurulması, hareketlilik geri kazanıldıktan sonra yeniden başlanması yaklaşımı benimsenir. Deri yoluyla kullanılan tedavilerde ise çoğu zaman kesmeye gerek görülmeyebilir; bu karar ameliyatın türüne göre değişir. Katarakt ya da diş çekimi gibi kısa süreli, hareketsizlik gerektirmeyen işlemlerde tedaviye ara verilmesi çoğunlukla gerekmez.
Ameliyat sonrası dönemde erken ayağa kalkmak, kan sulandırıcı iğneler ve basınçlı çorap uygulamaları koruma sağlayabilir. Sık yapılan bir yanlış, tedaviyi ameliyat gününden bir gün önce aniden bırakmaktır; bu yaklaşım beklenen yararı sağlamayabilir. Ameliyat planınız olduğunda kullandığınız tüm ilaçları yazılı bir liste halinde hekiminize iletiniz. Planlamanın zamanlaması her kadında farklı olabilir.
Pıhtı Belirtilerinde Ne Zaman Hekime Başvurmalı?
Ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, kan tükürme ya da tek bacakta hızla gelişen şişlik varsa vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır. Bu belirtiler pıhtının akciğere ulaşmış olabileceğini düşündürür ve bekleyerek geçmesini ummak doğru değildir. Şikâyetin şiddeti kişiye göre değişebilir; hafif görünen bir nefes darlığı bile önemli olabilir.
Daha az acil ancak yine de kısa sürede değerlendirilmesi gereken durumlar da vardır. Bacakta birkaç gündür süren tek taraflı ağrı, dinlenmekle geçmeyen şişlik, damar üzerinde sertleşme ya da deride belirgin renk değişikliği bu gruba girer. Sürekli baş dönmesi, bayılma hissi, kalp atışlarının nedensiz biçimde hızlanması da hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Tedaviyi kullanırken ailenizde yeni bir pıhtı öyküsü ortaya çıkarsa ya da uzun süre yatak istirahati gerektiren bir hastalık geçirirseniz bu bilgiyi hekiminize iletmeniz beklenir. Düzenli kontrollere gitmek, tedavinin sizin için uygun olmayı sürdürüp sürdürmediğini görmek açısından yararlıdır. Menopoz tedavisi tek bir kalıba sığmaz; her kadında farklı seyredebilir. Kararlarınızı bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışarak veriniz.