Miyomu olduğunu bilen birçok kadın, menopoz şikayetleri için hormon tedavisi düşündüğünde aynı soruyu sorar: Bu tedavi miyomumu büyütür mü? Kısa yanıt şudur: Hormon tedavisi sırasında miyomlarda genellikle belirgin bir büyüme görülmez, ancak bir kısım kadında boyut artışı olabilir. Bu nedenle miyom öyküsü tek başına tedaviye engel sayılmaz; karar, miyomun boyutuna, yerleşimine ve sizin şikayetlerinize göre birlikte verilir.

Miyomlar, rahim kasında gelişen iyi huylu büyümelerdir ve üreme çağındaki kadınların büyük bölümünde bulunur. Menopozla birlikte yumurtalıkların ürettiği östrojen azalır, bu da miyomların doğal olarak küçülmesine yol açar. Dışarıdan verilen hormon dozları ise doğurganlık dönemindeki seviyelerin oldukça altındadır. Bu yazıda tedavi kararının nasıl kurulduğunu, takibin nasıl yapıldığını ve hangi belirtilerde vakit kaybetmeden hekiminize başvurmanız gerektiğini bulacaksınız.

Miyomlar Östrojene Nasıl Yanıt Verir?

Miyomlar östrojen ve progesteron hormonlarına duyarlı dokulardır; bu hormonların varlığında büyüme eğilimi, azalmasıyla birlikte küçülme eğilimi gösterirler. Miyom hücrelerinin yüzeyinde bu hormonları tanıyan alıcılar, çevredeki normal rahim kasına göre daha yoğun bulunur. Bu yoğunluk, aynı hormon ortamında miyom dokusunun neden daha hızlı çoğaldığını açıklar.

Yine de bu duyarlılık, her hormon temasının büyüme anlamına geldiği şeklinde okunmamalıdır. Büyüme, hormonun miktarıyla doğrudan ilişkilidir. Doğurganlık çağında yumurtalıklar yüksek miktarda östrojen üretir ve miyomlar bu dönemde en hızlı büyür. Gebelikte hormon düzeyleri daha da yükseldiği için bazı miyomlar belirgin biçimde irileşebilir. Menopozdan sonra ise üretim ciddi biçimde düşer ve bu doğal geri çekilme miyomların lehine çalışır.

Menopoz şikayetleri için kullanılan hormon tedavisinde amaç, doğurganlık çağının hormon seviyelerini geri getirmek değildir. Şikayetleri rahatlatan en düşük etkili miktar tercih edilir. Bu miktarlar, yumurtalıkların eskiden ürettiği düzeylerin belirgin biçimde altında kalır. International Menopause Society ve North American Menopause Society kılavuzları da bu düşük miktarlarda miyomlar üzerinde çoğunlukla sınırlı bir etki beklendiğini belirtmektedir. Her kadında yanıt farklı seyredebilir.

Menopozda Miyomlar Küçülür mü?

Evet, menopozdan sonra miyomlar genellikle küçülür ve şikayet vermeyecek boyutlara geriler. Bunun nedeni yumurtalıkların hormon üretimini durdurmasıdır. Miyomu besleyen hormon ortamı ortadan kalkınca doku kendini yenileyemez ve zamanla hacim kaybeder. Bu küçülme çoğu kadında menopozu izleyen birkaç yıl içinde belirginleşir.

Küçülmenin hızı ve miktarı kişiden kişiye değişir. Menopoz öncesinde çok iri olan bir miyom küçülse bile tamamen kaybolmayabilir; boyutu azalır ancak varlığını sürdürür. Vücut kitlesi fazla olan kadınlarda yağ dokusu bir miktar östrojen üretmeye devam ettiği için küçülme daha yavaş olabilir. Miyomun rahim içindeki yerleşimi de etkilidir; rahim boşluğuna yakın olanlar küçük kalsalar bile kanama yapmayı sürdürebilir.

Menopozda hormon tedavisine başlandığında bu doğal küçülme süreci bazı kadınlarda duraklayabilir, az sayıda kadında ise boyutta ölçülebilir bir artış görülebilir. Yapılan çalışmalarda bu artışın çoğunlukla küçük ölçekte kaldığı ve şikayet oluşturmadığı gösterilmiştir. Buna karşın hiç kimse için kesin bir sonuç vaat edilemez. Bu yüzden tedavi başlangıcında miyomların ölçülmesi ve takibe alınması önerilmektedir. Kendi ölçümlerinizi bilmeniz, ilerleyen kontrollerde karşılaştırma yapmayı kolaylaştırır.

Miyomu Olan Kadında Tedavi Planı Nasıl Kurulur?

Miyomu olan bir kadında tedavi planı, miyomun boyutu ve yerleşimi ile sizin şikayetlerinizin şiddeti birlikte değerlendirilerek kurulur. Hekiminiz önce sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu ve cinsel yaşamla ilgili yakınmalarınızın günlük hayatınızı ne ölçüde etkilediğini sorar. Tedaviden beklenen fayda bu tabloya göre belirlenir.

İkinci adım, miyomların ayrıntılı olarak haritalanmasıdır. Ultrason ile kaç adet miyom olduğu, en büyüğünün kaç santimetre olduğu ve rahim boşluğuna ne kadar yakın durduğu kaydedilir. Rahim boşluğunun içine doğru büyüyen miyomlar, kas duvarı içinde kalanlara göre daha kolay kanama yapar. Bu ayrım, tedavi sırasında beklenmedik bir kanama olduğunda kaynağın nerede aranacağını da belirler.

Üçüncü adımda genel sağlık durumunuz gözden geçirilir. Pıhtılaşma eğilimi, karaciğer hastalığı, tansiyon değerleri ve aile öykünüz tabloya eklenir. Bu değerlendirmeden sonra size en düşük etkili miktar ve uygun uygulama yolu birlikte belirlenir. American College of Obstetricians and Gynecologists yaklaşımında olduğu gibi, karar tek seferlik değildir; ilk kontroller sonrasında yeniden gözden geçirilir. Sık yapılan bir yanlış, miyom öyküsü nedeniyle tedaviden baştan vazgeçmektir. Doğru olan, bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurup planı birlikte kurmaktır.

Miyom Büyümesi Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?

Miyom büyümesi çoğunlukla artan kanama, karın alt bölgesinde dolgunluk hissi ve idrar sıklığında değişiklik olarak kendini gösterir. Bu belirtiler yavaş yavaş ortaya çıktığı için başlangıçta fark edilmeyebilir. Sizden istenen, alışılmışın dışına çıkan bir değişikliği not etmenizdir.

Kanamayla ilgili değişiklikler en dikkat çekici gruptur. Menopoz sonrası dönemde beklenmeyen bir lekelenme ya da kanama başlaması her koşulda değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Tedavinin türüne bağlı olarak ilk aylarda düzensiz lekelenme görülebilir; ancak bu lekelenme aylar geçtikçe azalmak yerine artıyorsa ya da miktarı belirginleşiyorsa durum farklıdır. Kanamanın yanında halsizlik ve çabuk yorulma varsa kansızlık gelişmiş olabilir.

Basıya bağlı belirtiler ikinci gruptur. Büyüyen bir miyom mesaneye baskı yaparsa idrara çıkma sıklığı artar, geceleri uyanmalar başlayabilir. Bağırsağa baskı yaparsa kabızlık ya da dışkılama sırasında zorlanma görülebilir. Pantolonunuzun belinin daralması, kilo almadığınız halde karnınızın öne çıkması da anlamlı bir işaret olabilir. Bel ve bacağa yayılan künt bir ağrı da tabloya eklenebilir. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına tanı koydurmaz ancak birkaçı bir arada ise hekiminize danışınız.

Tedavi Sırasında Ultrason Takibi Ne Sıklıkla Yapılır?

Miyomu olan kadınlarda hormon tedavisi başlanırken bir başlangıç ultrasonu yapılır, ardından genellikle ilk yıl içinde kontrol ölçümü önerilmektedir. Bu ilk ölçüm bir referans noktasıdır; sonraki tüm karşılaştırmalar buna göre yapılır. Ölçüm olmadan büyüme olup olmadığını söylemek mümkün değildir.

Şikayetiniz yoksa ve miyomlar küçükse takip aralığı genellikle yılda bir kontrole kadar açılabilir. Miyom iri ise, rahim boşluğuna yakın yerleşmişse ya da tedavi öncesinde kanama şikayetiniz olduysa kontroller daha sık planlanabilir. Kanama başlaması durumunda takvim beklenmez; değerlendirme hemen yapılır. Bu yaklaşım, gereksiz tetkikten kaçınırken önemli bir değişikliği gözden kaçırmamayı amaçlar.

Ultrason sırasında yalnızca miyomun çapı değil, rahim iç zarının kalınlığı da ölçülür. Bu ölçüm, kanamanın kaynağını ayırt etmede yardımcı olur. Kontrollere giderken önceki ultrason raporlarınızı yanınızda bulundurmanız, hekiminizin karşılaştırma yapmasını kolaylaştırır. Farklı merkezlerde ölçüm yapıldığında birkaç milimetrelik farklar teknik nedenlerle ortaya çıkabilir; bu tür küçük farklar tek başına büyüme sayılmaz. Cochrane derlemelerinde de takibin bireysel risk profiline göre planlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Her kadında takip sıklığı farklı seyredebilir.

Uygulama Yolu Miyom Üzerinde Fark Yaratır mı?

Uygulama yolu miyom üzerinde belirli farklar yaratabilir, ancak bu fark çoğu kadında şikayet düzeyinde hissedilecek büyüklükte değildir. Hormonlar ağız yoluyla, deri yoluyla ya da bölgesel olarak uygulanabilir. Her yolun vücutta ulaştığı hormon dağılımı birbirinden bir miktar farklıdır.

Ağız yoluyla alınan hormonlar önce karaciğerden geçer ve bu geçiş bazı taşıyıcı proteinlerin düzeyini değiştirir. Deri yoluyla uygulanan biçimlerde bu ilk geçiş olmaz, hormon doğrudan kan dolaşımına karışır. Bu farkın miyom büyümesi üzerindeki etkisi araştırmalarda küçük bulunmuştur; asıl belirleyici olan verilen hormonun miktarıdır. Bu nedenle uygulama yolu seçilirken yalnızca miyom değil, damar sağlığınız ve günlük kullanım kolaylığınız da hesaba katılır.

Bölgesel uygulamalar ayrı bir grup oluşturur. Vajinal kuruluk ve ilişki sırasında yanma gibi şikayetler için kullanılan bölgesel biçimlerde hormon çok düşük miktarda ve sınırlı bir alanda etki eder; kana geçen miktar oldukça azdır. Bu nedenle sadece bölgesel şikayeti olan kadınlarda miyom açısından ek bir endişe genellikle oluşmaz. Yanınıza aldığınız uygulama yolunu kendi başınıza değiştirmeyiniz; bu değişiklik hekiminizle birlikte planlanmalıdır. Kişisel yanıt her kadında farklı olabilir.

Miyom Büyürse Tedavi Değiştirilir mi?

Miyomda anlamlı bir büyüme saptanırsa tedavi çoğunlukla tümüyle kesilmez, önce miktar ya da uygulama biçimi gözden geçirilir. İlk adım, büyümenin gerçekten anlamlı olup olmadığını doğrulamaktır. Birkaç milimetrelik değişiklikler ölçüm farkı olabilir ve genellikle tek başına karar değiştirmez.

Büyüme doğrulanırsa ve şikayet oluşturuyorsa birkaç seçenek gündeme gelir. Hormon miktarının azaltılması ilk akla gelen adımdır, çünkü etki miktarla yakından ilişkilidir. Bazı kadınlarda uygulama yolunun değiştirilmesi denenir. Şikayetleriniz hafiflemiş ve tedaviye ihtiyacınız azalmışsa kademeli olarak bırakma planlanabilir. Her seçenekte amaç, menopoz şikayetlerinizden korunurken miyomun kontrol altında kalmasıdır.

Miyom belirgin biçimde büyüyor, kanama ya da bası şikayetleri günlük yaşamınızı zorluyorsa miyoma yönelik ayrı bir tedavi de değerlendirilir. Bu değerlendirme kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılır ve seçenekler sizinle birlikte konuşulur. Menopoz sonrası dönemde hızlı büyüyen bir kitle ayrıca incelenmeyi gerektirir; bu inceleme rutin bir adımdır ve korkulacak bir anlam taşımaz. Tedavinizi kendi kararınızla aniden bırakmayınız, çünkü şikayetler geri dönebilir. Doğru yol hekiminize danışarak plan yapmaktır.

Miyomlu Kadında Hangi Kanama Şekli Hekim Değerlendirmesi Gerektirir?

Menopozdan sonra ortaya çıkan her kanama ve lekelenme, miktarı ne olursa olsun hekim değerlendirmesi gerektirir. Bu kural miyomu olan kadınlar için de geçerlidir. Kanamanın miyomdan geldiğini varsaymak yerine kaynağın gösterilmesi gerekir.

Bazı durumlar özellikle hızlı başvuru gerektirir. Saatler içinde ped değiştirmenizi gerektiren yoğun bir kanama, pıhtılarla gelen kanama, halsizlik ve baş dönmesinin eşlik ettiği kanama bu gruptadır. Tedavinin ilk aylarında beklenen düzensiz lekelenme altı ayı geçtiği halde sürüyorsa ya da kesildikten sonra yeniden başlıyorsa değerlendirilmelidir. İlişki sonrası kanama da ayrı bir başvuru nedenidir.

Kanama dışında şu durumlarda da bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurunuz:

  • İdrar yapmakta zorlanma ya da idrarı tam boşaltamama hissi
  • Kilo almadığınız halde karnın giderek büyümesi
  • Geçmeyen kasık ve bel ağrısı
  • Kabızlığın belirgin şekilde artması
  • Halsizlik, çarpıntı ve nefes darlığı gibi kansızlık belirtileri

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği ile Dünya Sağlık Örgütü yaklaşımlarında olduğu gibi, düzenli kontroller sorunları erken yakalamanın en pratik yoludur. Belirtileriniz olmasa bile planlanan kontrollerinizi aksatmayınız. Miyomların seyri her kadında farklı olabilir; bu nedenle kendi takibinizin hekiminizle birlikte planlanması önemlidir.