Migreni olan bir kadınsanız ve menopoz döneminde hormon tedavisi gündeme geldiyse, aklınıza gelen ilk soru muhtemelen şudur: Bu tedavi bende kullanılabilir mi, yoksa baş ağrılarımı daha da mı kötüleştirir? Kısa yanıt şudur: Migren, hormon tedavisinin önünde tek başına kesin bir engel oluşturmamaktadır. Ancak migrenin türü, atakların sıklığı ve sizde bulunan diğer damar hastalığı risk etkenleri değerlendirmenin merkezinde yer alır.
Migren ile kadınlık hormonları arasındaki ilişki uzun yıllardır bilinmektedir. Kadınlarda migren görülme sıklığının erkeklerin yaklaşık üç katı olması bu bağlantının en açık göstergelerinden biridir. Menopoza geçiş döneminde hormon düzeyleri düzensiz biçimde inip çıktığı için, birçok kadın ataklarında belirgin bir artış fark eder. Bu yazıda, hormon tedavisinin migrenli kadınlarda nasıl ele alındığını, hangi soruların sorulduğunu ve hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini sade bir dille bulacaksınız. Her kadında süreç farklı seyredebileceği için kararın hekiminizle birlikte verilmesi önerilmektedir.
Menopozda Migren Neden Değişir?
Menopozda migren değişir, çünkü beyindeki ağrı eşiğini etkileyen östrojen düzeyi artık düzenli bir döngü izlemez ve ani inişler yaşar. Üreme çağında östrojen ayın belirli günlerinde öngörülebilir biçimde yükselip alçalır. Menopoza geçiş döneminde ise yumurtalıkların çalışması düzensizleştiği için bu iniş çıkışlar hem daha sık hem de daha keskin hale gelebilir. Beyin, bu ani düşüşlere bir tür alarm tepkisi verir ve migren atağı tetiklenebilir.
Bu nedenle birçok kadın, kırklı yaşların ortasından itibaren atak sıklığında artış olduğunu bildirir. Daha önce ayda bir kez baş ağrısı yaşayan bir kadın, bu dönemde ayda üç dört atak yaşayabilir. Ağrının niteliği de değişebilir; süresi uzayabilir, ağrı kesicilere yanıtı azalabilir. Uluslararası Menopoz Derneği ve Kuzey Amerika Menopoz Derneği kaynakları, geçiş döneminin migren açısından en dalgalı evre olduğunu belirtmektedir.
İyi haber şudur: Son adet kanamasının üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra, yani östrojen düşük ama artık sabit bir düzeye oturduğunda, birçok kadında ataklar seyrekleşir. Yine de bu herkes için geçerli bir kural değildir. Bu dönemde baş ağrınızda belirgin bir değişiklik fark ederseniz, durumu bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da nörolojiye başvurarak değerlendirmeniz uygun olur.
Hormon Dalgalanması Baş Ağrısını Nasıl Tetikler?
Hormon dalgalanması baş ağrısını tetikler, çünkü östrojenin ani düşüşü beyinde ağrı iletiminde görevli maddelerin dengesini bozarak damarların ve sinirlerin uyarılara aşırı duyarlı hale gelmesine yol açar. Östrojen yalnızca üreme organlarını ilgilendiren bir hormon değildir. Beyinde serotonin gibi ağrı algısını düzenleyen maddelerin miktarını ve etkisini de değiştirir. Düzey hızla düştüğünde bu düzenleyici destek zayıflar.
Burada belirleyici olan, hormonun mutlak düzeyi değil, ne kadar hızlı düştüğüdür. Bu yüzden östrojeni sürekli düşük olan bir kadında ataklar seyrekken, düzeyi bir yükselip bir düşen kadında ataklar sıklaşabilir. Adet öncesi dönemde ortaya çıkan baş ağrılarının nedeni de aynıdır. Uygulamadaki temel yaklaşım bu bilgiden doğar: Tedavide amaç, hormon düzeyini gün içinde iniş çıkış yaptırmadan olabildiğince dengede tutmaktır.
Günlük yaşamda bu ilkeyi destekleyen basit önlemler vardır. Uyku ve uyanma saatlerinin sabit tutulması, öğünlerin atlanmaması, kafein miktarının ani biçimde değiştirilmemesi ağrı eşiğini korumaya yardımcı olabilir. Sık yapılan bir yanlış, atak dönemlerinde ağrı kesicilerin çok sık kullanılmasıdır; bu durum ilaç aşırı kullanım baş ağrısı denilen ayrı bir soruna yol açabilir. İlaç kullanım sıklığınız haftada iki günü aşıyorsa hekiminize danışınız.
Auralı ve Aurasız Migren Ayrımı Neden Önemli?
Auralı ve aurasız migren ayrımı önemlidir, çünkü auralı migren damar tıkanıklığı riskini bir miktar artıran bir belirteç olarak kabul edilir ve hormon tedavisinde uygulama yolu seçimini doğrudan etkiler. Aura, baş ağrısı başlamadan önce ortaya çıkan geçici belirtilere verilen addır. En sık görüleni görsel auradır: Gözünüzün önünde titreşen ışıklar, zikzak çizgiler ya da görüş alanınızda bir bölümün kaybolması şeklinde tarif edilir.
Aurasız migrende ise ağrı, böyle bir habercisi olmadan başlar. Genellikle başın tek yanında zonklayıcı niteliktedir; ışık ve sesten rahatsızlık, bulantı eşlik edebilir. Bu iki tip arasındaki farkı ayırt etmek, sizin anlatımınıza dayanır. Bu nedenle hekiminize atak öncesinde bir belirti yaşayıp yaşamadığınızı, yaşıyorsanız ne kadar sürdüğünü olabildiğince ayrıntılı aktarmanız önem taşır.
Kadınların önemli bir bölümünde aura hiç görülmez; auralı migren daha az sıklıkta karşımıza çıkar. Ancak aura varlığı bildirildiğinde, östrojen içeren tedavilerde uygulama yolu ve doz seçimi daha titiz yapılır. Burada sık karşılaşılan bir yanlış anlama, auralı migreni olan kadınların hormon tedavisinden tümüyle dışlandığı düşüncesidir. Menopoz hormon tedavisinde kullanılan östrojen dozları, doğum kontrol haplarındakinden belirgin biçimde düşüktür ve bu iki durum aynı kefeye konulmamaktadır.
Tedavi Kararı Öncesi Neler Sorgulanır?
Tedavi kararı öncesinde hekiminiz migreninizin tipini, atak sıklığını, tansiyonunuzu, sigara kullanımınızı ve ailenizdeki damar hastalığı öyküsünü sorgular. Bu değerlendirme, tedavinin size sağlayacağı yararla olası riskleri yan yana koymayı amaçlar. Sıcak basması, gece terlemesi ve uyku bozukluğu gibi yakınmalarınız günlük yaşamınızı ne ölçüde etkiliyor sorusu, tablonun yarar tarafını oluşturur.
Sorgulamanın ikinci ayağı damar sağlığıdır. Kan basıncı ölçümü, kilo ve bel çevresi değerlendirmesi, kan şekeri ve kolesterol düzeyleri istenebilir. Sigara içiyorsanız bu bilgi kararın en belirleyici başlıklarından biri haline gelir. Ailede genç yaşta gelişen felç ya da kalp krizi öyküsü olması da ayrıca not edilir. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Birliği ile NICE kaynakları, bu bireysel risk haritasının çıkarılmasını önermektedir.
Üçüncü olarak baş ağrınızın geçmişi ele alınır. Ne zaman başladığı, yıllar içinde nasıl değiştiği, hangi ilaçları ne sıklıkta kullandığınız, daha önce bir nöroloji değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı sorulur. Bu görüşmeye hazırlıklı gitmeniz süreci kolaylaştırır. Son üç aya ait baş ağrısı notlarınızı, kullandığınız ilaçların adlarını ve varsa önceki tetkik sonuçlarınızı yanınızda götürmeniz değerlendirmenin doğruluğunu artırabilir.
Uygulama Yolu Seçimi Ne Değiştirir?
Uygulama yolu seçimi önemlidir, çünkü östrojenin deri yoluyla verilmesi, ağızdan alınmasına kıyasla pıhtılaşma sistemini daha az etkilediği gösterilmiştir. Ağızdan alınan östrojen önce karaciğerden geçer. Deri yoluyla uygulanan jel ya da bant biçimindeki hazırlıklar ise doğrudan kana karıştığı için bu ilk geçişi atlar.
Migreni olan kadınlarda deri yolunun tercih edilmesinin ikinci bir nedeni daha vardır. Deri yoluyla uygulamada kandaki hormon düzeyi gün boyunca daha dengeli seyreder, keskin iniş çıkışlar azalır. Migren tetikleyicisinin bu dalgalanma olduğu düşünüldüğünde, dengeli bir düzeyin ataklar açısından daha uygun olabileceği değerlendirilir. Uluslararası Menopoz Derneği ve Kuzey Amerika Menopoz Derneği metinleri, migreni olan kadınlarda deri yolunu öncelikli seçenek olarak anmaktadır.
Doz konusunda benimsenen yaklaşım, yakınmaları kontrol altına alan en düşük düzeyle başlamak ve gerekiyorsa yavaş yavaş ayarlamaktır. Rahmi alınmamış kadınlarda östrojenin yanına progesteron eklenmesi gerekir; bunun sürekli mi yoksa döngüsel mi verileceği de baş ağrısını etkileyebilir. Kesintili şemalarda hormon düzeyi düzenli olarak düştüğü için bazı kadınlarda ağrı ortaya çıkabilir. Bu ayrıntıların tümü kişiye göre belirlenir; hangi hazırlığın size uyacağına hekiminizle birlikte karar vermeniz önerilmektedir.
Damar Tıkanıklığı Riski Nasıl Değerlendirilir?
Damar tıkanıklığı riski, migren tipiniz tek başına değil, yaşınız, sigara kullanımınız, tansiyonunuz ve diğer hastalıklarınızla birlikte bir bütün olarak değerlendirilir. Auralı migrenin felç riskini bir miktar artırdığı bildirilmiştir. Ancak bu artış, sağlıklı ve sigara içmeyen bir kadında mutlak sayılar açısından küçük kalmaktadır. Riskin anlamlı biçimde büyüdüğü durum, birden çok etkenin bir arada bulunmasıdır.
Bu etkenlerin başında sigara gelir. Sigara içen, auralı migreni olan ve ek olarak yüksek tansiyonu bulunan bir kadında tablo tümüyle değişir. Bu nedenle değerlendirmenin ilk adımı çoğu zaman sigaranın bırakılması yönünde bir öneridir. Kan basıncının düzenli ölçülmesi, kilo yönetimi ve düzenli hareket de riski azaltmaya yardımcı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü kaynakları da bu genel önlemlerin damar sağlığındaki yerini vurgulamaktadır.
Riskin sayılarla ifade edilmesi bazen kaygı yaratır. Şunu akılda tutmak yararlıdır: Göreli artışlar kulağa büyük gelse de, başlangıçtaki olasılık zaten düşük olduğu için değişen mutlak sayı çoğunlukla küçüktür. Yine de karar tek bir ölçüte göre verilmez ve her kadında farklı seyredebilir. Tedavi başladıktan sonra da düzenli aralıklarla yeniden değerlendirme yapılması, risk tablonuz yıllar içinde değişebileceği için önerilmektedir.
Atak Sıklığını Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Atak sıklığını azaltmak için en etkili yol, düzenli uyku, düzenli öğün ve tetikleyicilerin belirlenmesi gibi günlük yaşam alışkanlıklarının istikrarlı hale getirilmesidir. Migren, düzensizlikten hoşlanmayan bir hastalıktır. Hafta içi erken kalkıp hafta sonu geç uyanmak gibi bir düzen bile bazı kadınlarda atak başlatabilir. Uyku ve uyanma saatlerini her gün birbirine yakın tutmak bu nedenle ilk basamakta yer alır.
İkinci başlık beslenme düzenidir. Öğün atlamak kan şekerinin düşmesine yol açarak ağrıyı tetikleyebilir. Burada hiçbir besinin migreni tedavi etmediğini belirtmek gerekir; amaç yalnızca bilinen tetikleyicilerden uzak durmaktır. Hangi etkenin sizde ağrıyı başlattığını fark etmenin en pratik yolu, ataklarınızı ve o gün yaşadıklarınızı kısaca not almaktır.
- Uyku ve uyanma saatlerini her gün sabit tutmak
- Öğünleri atlamamak, gün içinde yeterli su içmek
- Kafein miktarını ani biçimde değiştirmemek
- Düzenli ve orta şiddette fiziksel etkinlik yapmak
- Baş ağrısı notu tutarak tetikleyicileri belirlemek
Yakınmalarınız bu önlemlere rağmen sürüyorsa, koruyucu ilaç tedavileri gündeme gelebilir. Bu tedavilerin seçimi ve izlemi nöroloji uzmanlığının alanına girer ve kişiye göre planlanır. Menopoz yakınmalarınız için hormon tedavisi kullanıyorsanız, iki tedavinin birlikte yürütülmesi genellikle mümkündür. Cochrane derlemelerinde yaşam düzeninin migren yönetimindeki yeri tekrar tekrar vurgulanmıştır; ancak yanıt her kadında farklı olabilir.
Migrenli Kadınlarda Ne Zaman Hekime Başvurmalı?
Baş ağrınızın niteliği, şiddeti ya da sıklığı alışılmışın dışına çıktığında vakit kaybetmeden bir hekime başvurmanız gerekir. Yıllardır aynı biçimde seyreden bir migreniniz varsa, tanıdık bir atak sizi genellikle endişelendirmez. Asıl dikkat edilmesi gereken, bu tanıdık örüntünün bozulmasıdır. Ağrı daha önce hiç yaşamadığınız kadar şiddetliyse ya da saniyeler içinde en yüksek düzeyine ulaştıysa acil değerlendirme gerekir.
Ağrıya eşlik eden bazı belirtiler de gecikmeden başvuru gerektirir. Kol ya da bacakta güçsüzlük, yüzün bir yanında kayma, konuşmada bozulma, görme kaybı, dengesizlik, bilinç bulanıklığı ya da ateşle birlikte ense sertliği bu belirtiler arasındadır. Aura belirtileriniz her zamankinden uzun sürüyorsa veya ilk kez ortaya çıktıysa yine hekiminize bildirmeniz uygun olur.
Bunların dışında, hormon tedavisine başladıktan sonra ataklarınızda belirgin bir artış olması durumunda tedaviyi kendi başınıza bırakmadan hekiminize danışınız. Çoğu zaman uygulama yolunun ya da şemanın değiştirilmesiyle durum düzelebilir. Ağrı kesici kullanımınızın haftada iki günü aşması, atakların işinizi ve uykunuzu düzenli olarak engellemesi de görüşme nedenidir. Süreç her kadında farklı seyredebileceğinden, düzenli aralıklarla bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmeniz önerilmektedir.